Av. Arb. Meftun ULUDOĞANKurucu Avukat & Arabulucu
Yıllardır süren "süresiz nafaka" tartışması 30 Eylül 2026'da yeni bir aşamaya girdi. Anayasa Mahkemesi'nin Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal eden kararı bugün Resmî Gazete'de yayımlandı. İlk soru hepsinde aynı: nafaka bitti mi, ben hâlâ ödemeli miyim, ya da hâlâ alacak mıyım?
Kısaca
- Anayasa Mahkemesi yoksulluk nafakasını kaldırmadı. Yalnız nafakanın "süresiz olarak" istenebilmesini sağlayan ibareyi iptal etti.
- İptal kararı Resmî Gazete'de yayımlandığı günden dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Mevcut nafakalar bugün kendiliğinden sona ermedi.
- İştirak nafakası bu kararın dışında kalıyor.
- Yeni sürelerin ne olacağı, Meclis'in çıkaracağı kanuna bağlı. Bugün için kesin bir süre yok.
Anayasa Mahkemesi ne karar verdi?
Yoksulluk nafakasındaki "süresiz olarak" ibaresini Anayasa'ya aykırı buldu ve iptal etti. Karar 4 Haziran 2026 tarihli, E.2025/156, K.2026/131 sayılı. 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Karara konu olan hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir."
Ayrım önemli. Mahkeme yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmadı. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin nafaka isteme hakkı duruyor. Giden, nafakanın "süresiz olarak" istenebilmesi.
Anayasa Mahkemesi iptal kararını neden verdi?
Gerekçenin merkezinde iki tarafı da gözeten adil bir denge var. Mahkeme, yoksulluk nafakasının meşru ve önemli bir amaca hizmet ettiğini kabul ediyor. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin ekonomik olarak korunması, sosyal devlet ilkesi ve kişinin maddi ve manevi varlığının korunması açısından gerekli.
Sorun nafaka kurumunda değil, irat biçiminde hükmedilen nafakanın hiçbir süre sınırı olmadan sürebilmesinde. Bugünkü düzenlemede hâkimin, somut olayın koşullarına bakıp nafakanın ne kadar süreceğini belirleyebileceğine dair açık bir takdir yetkisi yok. Kanundaki sona erme nedenleri gerçekleşmedikçe nafaka belirsiz bir süre devam edebiliyor.
Mahkemeye göre boşanmış eşler arasındaki ekonomik dayanışmanın belirli bir süre sürmesi sosyal hukuk devleti anlayışıyla bağdaşabilir. Süre sınırı olmayan bir yükümlülük ise nafaka borçlusu için ağır sonuçlar doğurabilir. Mahkeme, korunmaya ihtiyaç duyan eşle nafaka borçlusunun hakları arasında makul ve ölçülü bir denge gerektiği sonucuna vardı ve ibareyi iptal etti.
Süresiz nafaka 30 Eylül 2026'da kalktı mı?
Hayır. Kararın en çok yanlış anlaşılan yeri burası. Kararın bugün Resmî Gazete'de yayımlanması, mevcut yoksulluk nafakalarının aynı gün kendiliğinden bittiği anlamına gelmiyor.
Anayasa Mahkemesi ibarenin hemen yürürlükten kalkması hâlinde doğacak hukuki boşluğu hesaba kattı. İptalin, Resmî Gazete'de yayımlandığı günden dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu geçiş süresi, kanun koyucuya yeni sistemi kurması için zaman tanıyor. "AYM süresiz nafakayı iptal etti, artık ödemeye gerek yok" sonucuna varmak hukuken doğru değil.
Mevcut nafaka kararlarına ne olacak?
Halihazırda verilmiş nafaka kararları, Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmasıyla ortadan kalkmıyor. Nafaka ödemekle yükümlü biri yalnızca bu karara dayanıp ödemeyi tek taraflı durdurursa hukuki risk doğar.
Asıl belirleyici olan, dokuz ay içinde çıkarılması beklenen kanunun geçiş hükümleri. Yeni sistem yalnız bundan sonra açılacak davalara mı uygulanacak? Devam eden davaları nasıl etkileyecek? Kesinleşmiş nafaka kararlarına hangi koşullarda uygulanabilecek? Bu soruların cevabı kanunun metniyle netleşecek.
Yeni nafaka düzenlemesi nasıl olacak?
Gözler artık Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde. Anayasa Mahkemesi kanun koyucuya nafakanın belirli bir yıl sayısı ya da matematiksel bir formülle hesaplanması gerektiğini söylemedi. Çizdiği çerçeve şu: korunmaya ihtiyaç duyan eşin ekonomik güvenliği ile nafaka borçlusunun sınırsız bir mali yük altında bırakılmaması arasında adil bir denge.
Adalet Bakanlığı da yeni bir nafaka modeli üzerinde çalışıldığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre üzerinde çalışılan formülde hâkime, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, kusur oranlarını ve olayın şartlarını dikkate alarak nafaka süresini belirleme yetkisi verilmesi planlanıyor. Yani her boşanmaya otomatik ve değişmez tek bir sürenin uygulanması yerine somut olayın özelliklerinin öne çıkması bekleniyor.
Kamuoyuna yansıyan çalışmalarda şu seçenekler konuşuluyor:
- kısa süreli evliliklerle uzun süreli evliliklerin aynı şekilde değerlendirilmemesi,
- nafaka süresinin evlilik süresiyle belirli bir oranda ilişkilendirilmesi,
- yaş, sağlık durumu, çalışma kapasitesi ve gelir düzeyinin dikkate alınması,
- müşterek çocukların varlığı ve bakım yükünün değerlendirilmesi,
- ileri yaştaki veya çalışma imkânı bulunmayan kişiler için istisna öngörülmesi,
- belirli şartlarda aylık nafaka yerine toplu ödeme yapılabilmesi.
Burada bir uyarı yapmak gerekiyor. Bu ihtimallerin hiçbiri bugün yürürlükte olan bir kural değil. Yeni düzenlemenin kesin içeriği, kanun teklifinin son hâlini alıp TBMM'de kabul edilmesiyle belli olacak. "Üç yıllık evliliğe şu kadar, on yıllık evliliğe şu kadar nafaka ödenir" gibi kesin sürelerden söz etmek şimdilik doğru olmaz.
Hâkimin takdir yetkisi neden bu kadar önemli?
Her boşanmanın ekonomik ve sosyal sonuçları aynı değil. İki eşin de düzenli gelirinin olduğu, birkaç yıl süren bir evlilikle, onlarca yıl sürmüş ve eşlerden birinin çocuk bakımı ve aile hayatı yüzünden çalışma hayatından uzun süre uzak kaldığı bir evlilik aynı ölçüyle tartılırsa hakkaniyete uymayan sonuçlar çıkabilir. İleri yaşta, sağlık sorunları olan ve yeniden çalışma hayatına girmesi objektif olarak zor olan eşin durumu da genç, mesleği olan ve gelir elde edebilecek birinin durumuyla aynı değil.
Bu yüzden gündemdeki modelde nafaka süresi belirlenirken evlilik süresinin yanında tarafların yaşı, ekonomik durumu, çalışma ve gelir elde etme imkânları, sağlık durumu, çocukların bakım sorumluluğu ve olayın diğer özellikleri birlikte tartılıyor.
İştirak nafakası da mı kaldırılıyor?
Hayır. İki nafakayı birbirinden ayırmak gerekiyor. Karar, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasıyla ilgili.
Çocuğun bakım, eğitim ve diğer giderleri için ödenen iştirak nafakası ayrı bir kurum. Karar sonrasındaki açıklamalarda da bunun "nafakanın tamamen kaldırılması" ya da "bütün nafaka türlerinin sona ermesi" anlamına gelmediği özellikle belirtildi. İptal kararının iştirak nafakasını ortadan kaldırdığı yorumları doğru değil. Nafaka türlerinin tamamı için nafaka türleri ve nafaka artırım davası yazımıza bakabilirsiniz.
Bundan sonra ne olacak?
Kararın 30 Eylül 2026'da yayımlanmasıyla dokuz aylık geçiş dönemi başladı. Bu sürede kanun koyucunun, iptalin yürürlüğe girmesiyle doğacak boşluğu dolduracak yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Nafaka ödeyen ya da nafaka alan herkes için doğru adım, kararın ve kanun teklifinin gelişmesini izlemek ve kendi dosyasına göre hareket etmek. Ödemeyi kendi kendine kesmek ya da alacağından vazgeçmek için bir sebep şu an yok. Mevcut nafakanızın azaltılması, kaldırılması ya da devamı konusunda kendi dosyanıza göre bir değerlendirme için aile hukuku sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgi verir. Somut uyuşmazlıklarda nafakanın kaldırılması, azaltılması ya da devamı; mevcut mahkeme kararına, tarafların güncel sosyal ve ekonomik durumuna ve yürürlükteki mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir.

